![]() |
|
Spaces home ஐ๑(*_*)๑ஐ๑MERALİMBEN๑ஐ๑(...ProfileFriendsBlogMore ![]() | ![]() |
ஐ๑(*_*)๑ஐ๑MERALİMBEN๑ஐ๑(*_*)ஐ๑PART TIME GURBAĞAA,FULL TIME PRENS NERDESİN,DEMİYORUM ARTIK.ÇÜNKÜ YANIMDASIN
|
||||||||||||||||||||
|
...
Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde. Sekizde yatmıştın. Saatime baktım,sekizi beş geçiyordu. O gün anladım bu ilişkinin yazgısını;takvim tutmazlığını. Aramızda düşman gibi duran zamanı o gün anladım. Senin bana erken,
ben durmuşum. Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum...
Sevgiyi klavyende mi arasın?
Hayattan sıkılınca ESC tuşu yeterli mi oluyor ardına bakmamak için?
Sevgilinin ellerini hangi tuşlarla tutarsın ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Sarılmak,dinlemek,anlamak yok mu ekranında?
Bilgi toplumu olduk da duygu toplumu olmaya megabytlarımız mı yetmiyor?
Sen gene de sarıl en büyük sevdana;
bilgisayarına...
Soğuk ve şehirlerarası adliyelerde vazgeçtim avukat olmaktan
ve evrak çantamda haciz talimatıydı babam. Ben senin benimle hacze çıkabilme ihtimalini sevdim. Stajyerliğin çömezlik kokan ve baro kredili yıllarında özlemeye başladım ögrenciliğimi savcılık araçlarında avukatçılık oynamaya başladık. Adli tatil sıcaklığı adliyelere çekiyordu hacze çıkacak stajyerleri yenik ,yorgun ,bitmek bilmeyen muhafazaların çare bilmez sürgünü. Madem varlığım acı veriyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili...Madem ki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun...
Meral AKKUŞ (MIZRAK) GÜVENLİ ŞİFREGÜVENLİ ŞİFRE NASIL SEÇİLİR?
Kredi kartları ve internette hatırlanması için kullanılan kolay şifreler dolandırıcıların ekmeğine yağ sürüyor Emniyet uyarıyor; kredi kartı ve internet bankacılığında şifre seçerken, sanatçı ve kent isimlerini, evde beslenen hayvanın adını, aile bireylerinin isminin ters yazılmış şeklini kullanmayın. Güvenilir şifre de örneklendirildi: 'Ben 15 senedir Mamak'ta oturuyorum' cümlesindeki kelimelerin baş harfleriyle rakamlarından oluşan şifre: B15SMO Eş ve çocuğunuzun ismini kullanmayın Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın hazırladığı 2004 yılı raporuna göre, kredi kartı ve online bankacılık işlemleri günlük hayatı kolaylaştırsa da birçok riski beraberinde getiriyor. Birçok kişi, kolay hatırlanması nedeniyle kendi isim ya da lakabını, sevdiği sanatçının ismini, tuttuğu takımın ya da beslediği köpeğin adını şifre olarak seçiyor. Hızlı bir şekilde çözülebileceği belirtilerek, eş ve çocuklar, iş arkadaşları, ünlü sanatçılar ve kent isimlerinin şifre olarak kullanılmaması öneriliyor. Doğum tarihleri, adres, doğum yeri, telefon numarası, aile bireylerinin adlarının ters yazılmış şekli, SSK ve TC kimlik numarası, 'love, hotel, holiday' gibi çok kullanılan kelimelerle aynı harften (aaaaaa), aynı sayıdan (555555), ardışık sayılardan (123456), alfabe sırasından (abcdef) oluşan şifrelerin de tercih edilmemesi tavsiye ediliyor. En az yedi-sekiz karakter uzunluğunda, kolay ve hızlı yazılabilen ve girildiğinde çevreden anlaşılmayan şifreler, en iyi şifreler olarak gösteriliyor. Uzmanlar, kol hareketlerinden bile şifreyi çözebilen kişiler bulunduğu için, şifre yazılırken sadece parmakların kullanılması konusunda insanları uyarıyor. Belli sürelerde değiştirin Şifrelerde bir harfin bir sayıyla değiştirilmesi, örneğin, 'a' yerine '6' kullanılarak, 'atila' yerine '6til6' yazılması öneriliyor. Şifrelerin belirli sürelerle değiştirilmesi, yurtdışındaki art gözlerden korunmak için 'ç,ğ,ş' gibi Türkçe karakterlerin de kullanılması gerekiyor. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın örnek şifreleri şöyle: 'Oğlum Levent sekiz, kızım Nilüfer üç yaşında yıl 2004'teki kelimelerin baş harfleri ve rakamlarından oluşan şifre: OL8,KN3YY2004. 'Ben 15 senedir Mamak'ta oturuyorum', cümlesindeki kelimelerin baş harfleriyle rakamlarından oluşan şifre: B15SMO" Aralık2005 Basın EN HASTA MEKTUPŞüphesiz, yazilan en hasta mektup, yamyam çocuk katili Albert Fish’in 1928 yilindaki on iki yasindaki kurbani Grace Budd’in annesine 8 yil sonra 1934 ‘te yazdigi mektuptur. Büyük sanstir ki Bayan Budd okuma yazma bilmiyordu ve böylelikle bu rezil mektubu okuma dehsetinden kurtulabilmisti. Bu mektubun asli bu gün sanatçi Joe Coleman’in koleksiyonundadir.
"Çok Sevgili Bayan Budd, 1894’te bir arkadasim Steamer Tacoma gemisinde denizci olarak denize açilmisti. San Francisko’dan Hong Kong’a gitmek üzere yola çikmislardi. Limana varinca iki arkadasi ile karaya çikmislar ve çok içip sarhos olmuslar. Döndükleri zaman geminin limandan ayrildigini görmüsler. Bu sirada orada kitlik hüküm sürmekteymis. Etin kilosu 2-6 dolar arasindaymis. Çok fakir olanlar arasinda açlik sikintisi o kadar büyükmüs ki digerlerinin açliktan ölmesini önlemek amaciyla 12 yasindan küçük tüm çocuklar, et olarak pazarlanmalari için kasaplara satiliyorlarmis. Herhangi bir kasaba gidip pirzola, biftek, kusbasi isteyebilirmissiniz. Çiplak bir çocuk vücudunun bir kismi önünüze getirilir ve istediginiz parçalari kestirebilirmissiniz. Bir kizin veya oglanin kalça kismi, en lezzetli bölümmüs ve dana kotlet olarak satilan en pahali etmis. John orada çok uzun kalmis ve insan etine karsi bir düskünlügü olusmus. New York’a dönünce biri 7 digeri 11 yasinda iki oglan çocugu çalmis. Onlari evine götürüp soymus ve bir dolaba kapamis. Sonra tüm giysilerini yakmis. Her gün etlerinin iyi ve yumusak olmasi için onlara iskence yapip dövmüs. Önce 11 yasindaki oglani öldürmüs, çünkü onun poposu daha tombul ve tabi ki daha etliymis. Kafasi, kemikleri ve bagirsaklarindan baska vücudunun her bir parçasini pisirip yemis. Firinda pisirmis (tüm popsunu), haslamis, kizartmis ve kusbasi yapmis. Küçük oglana da ayni seyleri yapmis. Ben o zamanlar 409 Dogu 100. Sokak’ta oturuyordum. Bana insan etinin çok lezzetli oldugunu o kadar sik söylemisti ki ben de tatmayi aklima koydum. 3 Haziran 1928 Pazar günü sizin 406 Bati 15. Sokak’taki evinize geldim, peynir ve çilek getirdim. Öglen yemegini birlikte yedik. Grace, kucagima oturdu ve beni öptü. Onu yemeyi aklima koydum. Onu bir partiye götürecegimi söyledim. Siz de evet gidebilir dediniz. Onu Westchester’da daha önce gözüme kestirdigim bos bir eve götürdüm. Oraya vardigimizda ona disarida beklemesini söyledim. Kir çiçekleri toplamaya basladi. Yukari çiktim ve tüm giysilerimi çikardim. Çikarmasaydim üzerlerine kanin bulasacagini biliyordum. Her sey hazir olunca, pencereden onu çagirdim. O odaya girinceye kadar bir dolapta saklandim. Beni çiplak görünce aglamaya basladi ve merdivenlerden inmeye çalisti. Onu yakaladim ve o da bana annesine sikayet edecegini söyledi. Önce onu tamamen soydum. Nasil da tekmeledi, isirdi ve tirnakladi. Bogazini sikarak onu öldürdüm ve sonra da etlerini odama götürebilmek için ufak parçalara böldüm. Pisirdim ve yedim. Firinda pisen küçük poposu öylesine yumusak ve tatliydi ki. Tüm vücudunu yemem dokuz gün sürdü. Ona tecavüz etmedim, ama istesem bunu yapabilirdim. Bir bakire olarak öldü." AÇIK DENİZ(OPEN WATER)HARİKA BİR GERİLİM FİLMİ,BENDEN SÖLEMESİ GERİM GERİM GERİLECEKSİNİZ. BENİM GİBİ AÇIK DENİZDEN,UÇSUZ BUCAKSIZ SULARDAN KORKUYOSANIZ İZLEMEYİN.ÇARESİZLİĞİN SON NOKTASI... Konu : Susan ve Daniel tatil için tropik bir adaya gitmeye karar verirler. Adaya vardıklarında ilk işleri bir tüplü dalış gezisine katılarak, su altının güzelliklerini keşfetmek olur. Ancak bu aşamadan sonra problemler başlar. Gezide önceleri herşey yolundayken, tur yetkililerinin yaptığı bir hata sonucu ikili denizin ortasında unutulurlar. Yüzeye çıktıklarında okyanusun ortasında yapayalnız kaldıklarını farkeden çift büyük bir panik yaşamaya başlar. Bu andan itibaren bir taraftan açlık ve susuzlukla mücadele ederken, diğer yandan köpekbalıkları ve zehirli denizanaları başta olmak üzere çeşitli tehlikelere göğüs germek zorunda kalacaklardır. ![]() BLAİR CADISIİZLEDİĞİM EN GÜZEL VE ÜRPERTİCİ FİLMDİ.YILLAR ÖNCE İZLEDİM AMA HALA TADI DAMAĞIMDA.ŞİDDETLE TAVSİYE EDİLİR.SADECE İKİ KAMERAYLA ÇEKİLMİŞ VE ÇOK UCUZA MAL OLMUŞ, AKSİNE O KADAR SARSICI OLMUŞ BİR FİLM.NASIL Bİ CÜMLE KURDUM YA,NEYSE BEN TAVSİYE EDEYİM DE SİZ NETTE ARAŞTIRIRSINIZ. İŞTE BU DA FRAGMANI...
The Blair Witch ( Blair Cadısı ) diye anılan yerel bir efsaneye vesile olan söz konusu orman, ziyaretçilerinin esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmasıyla ünlendi. Efsaneye bakılırsa 1973 yılında Elly Kedward adındaki biri, birkaç çocuğu evine alarak bedenlerindeki bütün kanı çekip almaya yeltendi. Büyücülük suçlamasıyla yargılanan Kedward, köy sakinleri tarafından sert bir kış dönemi köyden kovularak ölüme terk edildi. İşte bu efsaneyi araştırmak için yola çıkan üç öğrenci de benzer bir sonun kurbanı oldu. Blair Cadısı efsanesi üzerine yapacakları belgesel için işe çevre sakinleriyle konuşarak başlayan grup, daha sonra ormana yöneldiler. İlk önceleri her şey normal gibi görünse de güneşin batışıyla birlikte yolunu kaybeden gençler, ıssız ormanın içerisinde yapayalnız kaldılar. Soğuk ve açlığın da etkisiyle oldukça zor anlar yaşayan genç ekip, acımasız doğanın pençeleri arasında kabus dolu anlar yaşamaya başladılar. Yolculuk sırasında duyulan ağaç hışırtıları, ormanın derinliklerinden gelen uğultular ve her adımda takip ediliyormuş hissi veren gölgeler filmin en öneli doğal korku öğeleri. Filmin en büyük özelliği ise, 86 dakika boyunca hiçbir şiddet ve kan öğesine yer vermemesi. BETERBÖCEK BETERBÖCEK(BEETLEJUICE)
Çocukluğumun en sevdiğim filmlerinden biri,Geçen akşam tekrar izledim ve 80' lere geri döndüm.İşin ilginci hala keyifli, hala hoştu.Harika bir oyuncu kadrosu var ve en önemlisi Winona Ryder' ı sinemaya kazandıran film.İzlemediyseniz bence izleyin yani bence...
Beterböcek
Beterböcek
Beterböcek...
New England'daki antika evleri bir grup trend düşkünü New York'lu tarafından işgal edilen evli hayalet bir çift, bu durumda ne yapar? Davetsiz misafirleri kaçırması için serbest çalışan bir "biyo-şeytan kovucu" tutarlar. Ve herkes umduğundan fazlasını bulacaktır!
![]() ![]() ![]() AFGAN KIZI olarak anılan ve dünyaca ünlü bir ikona dönüşen Afgan Kızı’nın kim olduğu, uzun süre konuşuldu. Bir çift yosun yeşili delici gözün hikâyesi, sahibinden habersizce dünyaya mâl olmuş ve ülkesiyle özdeşleşmişti. 1984’te bu fotoğrafı çeken fotoğrafçı,adını bile bilmediği bu kızı bulmak için Afganistan’da uzun bir arayışa başladı.Ve en sonunda adını sonradan öğrendiği Şerbet'i buldu. Hiçbir şeyden haberi olmayan Şerbet, National Geographic’in kapağındaki fotoğrafını görünce çok şaşırdı. Çoktan evlenmiş,iç savaşlar, açlık ve yokluk, Şerbet’in yüzünü biraz değiştirmişti; ama gözlerindeki keskinlik, bakışlarındaki anlam hâlâ duruyordu. 2002 Nisan’ında Afgan Kızı’nı yeni yüzüyle tekrar kapağa taşıyan National Geographic böylece bir efsaneye son vermiş oldu.
DİP NOT: ÇOCUKLUĞUMDA, O FOTOĞRAFÇININ AFGAN KIZINA AŞIK OLDUĞUNU VE BİR GÜN ONU BULDUĞUNDA BİR DAHA HİÇ BIRAKMAYACAĞINI SANIRDIM. AMA BÜYÜYÜNCE, GERÇEĞİN SANDIĞIM GİBİ OLMADIĞINI ANLADIM.AMAÇ HİKAYEYİ UZATIP DAHA FAZLA PARA KAZANMAKTI,ASLOLAN AŞK DEĞİLDİ YANİ. FOTOĞRAFÇI, AFGAN KIZININ YENİ HALİNİN RESİMLERİNİ ÇEKTİ VE GİTTİ...ÇOCUKLUĞUMLA BİRLİKTE MASAL DA UÇTU GİTTİ.
DİP DİP NOT: GERÇEK AŞKI Bİ BEN BULDUM GALİBA,NAZAR DEĞMESİN!
...
Al atın iyisini,yiyeceği bir yem;al avradın yenisini,giyeceği bir don. Ananın çıktığı dala, kızı salıncak kurar. Aptal yağı çok bulunca; kâh borusunu yağlar, kâh gerisini. Akıllı bizi arayıp sormaz, deli bacadan akar. Attığın taş,ürküttüğün kurbağaya değsin Baktın kar havası, eve gel kör olası. Dışkıyla yapılan, sidikle yıkılır. Bahane, göbek deliğine benzer, herkeste bir tane bulunur hiçbir işe yaramaz. Eğer’le meğer’i evlendirmişler, “Keşke” adında çocukları olmuş. Eşeğe “Cilve yap.” demişler, tekme atmış. Dilenciye hıyar vermişler, eğri diye beğenmemiş. Don ıslanmayınca balık tutulmaz. Düşün deli gönül düşün; beygir mi alınır kışın, onun da parası peşin.
|
ÇOCUK PORNOSUNA HAYIR!
Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım ------------------------
Ankara'yı Dinliyorum
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat, Ne rüzgâr esiyor hafiften Ne de gözlerim kapalı Denizin sesi de İstanbul’a has Bütün renkler Ankara’da mat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Çankaya sırtlarından çan sesleri geliyor Cinnah’ın dibinde yalnız kalmış minare Tunalı Hilmi’de şuh kahkahalar Kuğulu Park’ta insanlar rahat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Ülkemin kalp sesleri geliyor kulağıma Uzun derin bir inilti dağılıyor etrafa Askerler rap rap meclisin bahçesinde İrademin boynunda yağlı bir halat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Vekiller misket oynuyor milletin kaderiyle Memurlar öğle paydosunda simit dişlerken Amirler kebap yiyor künefenin önünden Açlıktan garibin midesi kat kat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Hacettepe’de oturmuş ağlıyor kızlar İffet çığlıkları dolduruyor gökleri Rengarenk örtülerle çiçekler açmış başlar Pencereden bakıyor merhametsiz bir surat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Köprülerin altında baldırı çıplak çocuklar Bir poşetin içinden bali çekiyor Çingeneler Çinçin’ de göbek atıyor Çiftliğe hapsolmuş türlü türlü hayvanat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Acı bir fren sesi geliyor Dö Gol yolundan Sanki çığlığı kızın, kulağımı yırtıyor Ambulans bağırarak trafiği yarıyor Sona eriyor yine taze bir hayat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Gençlik Parkı’nın bankları gıcırdıyor Lunaparkta eğlence var meraklısına Sevgililer kayıklarda ilan-ı aşk ediyor Çocukların sevgilisi cansız dönen at Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Kızılay’ı sel götürmüş, bir insan seli Kimi işe gidiyor, kimi saf saf geziyor Sakarya çay ocağında biri, bir çay istiyor Esnafın bugün de işleri kesat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Banliyö treni Sincan yolunu tutmuş Samanpazarı’nda gelinlik kızlar alışveriş yapıyor Bentderesi her zamanki namus pazarı Haydi güneş! Bugün de biç namusa bir fiyat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Hacı Bayram Camisi yalnızlığını yaşıyor Bakanlıklar, Bahçeli, Emek şen şakrak Altındağ, Mamak, Kayaş fukara ağırlıyor Ömrümü yutuyor canavar saat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat
Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Ne rüzgâr esiyor hafiften Ne de gözlerim kapalı Burada hayatım bölündü lif lif Bütün renkler Ankara’da mat Ankara’yı dinliyorum Orhan Veli’ye inat Selim GÜL...
UZAKLAR DAHA UZAK ARTIK. ESKİDEN HİÇ OLMAZSA SESİN VARDI, ŞİMDİ O BİLE YOK ŞU YETİM TELEFONUMDA...
Ben hiç gitmek istemedim ki...
Bir uçurumun kenarında,soru işaretleri gölgesinde yaşamaya razıydım.
Ben hiç gitmek istemedim ki...
Kapı yüzüme kapanırken bile belki tekrar açılır diye bekledim.
Ve avuttum hep kendimi belki bir kez daha dokunabilirim ona,
Belki bir kez daha bakabilirim
gözlerinin içine diye,
Boşaymış...
Uyuşamayız yollarımız ayrı, Sen ciğercinin kedisi,ben sokak kedisi; Senin yiyeceğin kalaylı kapta; Benim ki aslan ağzında. Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik, Kolay değil hani, Böyle kuyruk sallamak Allahın günü...
Senden dönerken..baktım Akreple yelkovan sevişiyor tam 12'nin üzerinde yine Seninle olacak saatlere gebe kaldı gece...
Senden dönerken...baktım Bembeyaz ellerim! Meğer...tıka basa inci çiçeği dolmuş ceplerim...
Senden dönerken adam iyi hissediyor kendini. En güzel türkülerini falan söylüyor Ege'nin Tam koynuna giderken gecenin...senden dönerken.
Senden gitmeleri bilmiyorum! Senden dönmeler ise Şey gibi... Baharda içi; "çok uzaklardan gelmiş yeni ve ılık rüzgarla" dolan Uçurtma gibi keyifli....
Senden dönmeler "bir varmış-bir yokmuş"gibi İstanbul'da bir masalmış Uyumadan hiç bıkmadan dinlenesi...
Senden dönmelerde kedilerle konuşmak var Koklamak havayı Sevmek yeniden İstanbul'u... Çok içmişim diyerek buruşturmak paketi Ama vazgeçmemek var. Saate baktıkça Seninleyken gebe kaldığını unutmamak var hep...
Reşat Akıllıoğlu .....
Hayatı Iskalamaya Lüksün Yok Senin...
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmakt | ||||||||||||||||||